
“13 Haziran ve 13 Temmuz’a..”
Yavaş yavaş geceye doğru ilerliyor vakit.Oturma odasının penceresi açık,hafif bir rüzgar serinletiyor içeriyi.”En değerlim” kanepede yarı uzanmış bir vaziyette televizyonu izliyor.Hayat odasında,çoktan renkli rüyalarda dolaşmaya başladı..Ben de kütüphanemizi karıştırıyorum usulca..Çeşit çeşit kitaplar..En sevdiğimiz romanlardan,artık kapağını bile açmak istemediğimiz bilimsel yayınlara kadar yüzlerce kitap..Çoğunu da birlikte okuyup bitirdik.Nedense bu akşam onlara takıldı gözüm.Alıp karıştırıyorum,önemli yerler var mıymış bakıyorum,birazcık okuduktan sonra yerine koyuyorum.”Ya gelsene yanıma napiyosun orda?” diye sitemli ve özlemli bir soru soruyor biricik eşim.Hafif gülerek ” tamam bitanem geliyorum hemen” diye cevaplıyorum.O arada gözüme çok güzel bir şey takılıyor: yıllar önce üniversitedeyken,aşkımızın ilk heyecanlarında oluşturduğumuz ve uzun yıllar devam ettiğimiz fotoğraf albümümüz :)
“Bak sana ne getiriyorum” diyerek hemencecik bitanemin yanına geçiyorum.
Hafif uykulu bir şekilde kalkıyor,”Aa nerden buldun bunu aşkım ?!” diye soruyor şaşkınlık ve heyecanla.”Ben bulurum ki” diyorum gülerek ve hemen sayfaları çevirmeye başlıyorum.Onlarca harika fotoğrafımız var.O zamanlarda aynı şimdi olduğu gibi derslerimizin yoğunluğuna,sıkıntılara inat kocaman gülümsüyoruz birlikte.Hayran hayran bakıyoruz fotoğraflara.Hele bir tanesini gösteriyorum “herşeyim”e,arkasında yazan tarih 13 Haziran 2011 : Birlikteliğimizin,yepyeni hayatımızın ilk yılı.Çok şirin bir kafenin bankında oturmuşuz yanyana..Sımsıkıyız..Hiç ayrılmayacağımızı gösterircesine..Bitanemin üstünde çok güzel bir elbise,başında beyaz fiyonklu ve taşlı bir taç..Dünyamın prensesi..Bu özel günün ve hediyelerinin ve tabi ki de aşkımızın yüzünde oluşturduğu o mutluluk..Öyle güzel ki..Bunları kendisine deyince yüzünde utangaç bir gülümseme beliriyor: “Yaa bi git lütfen,utanıyorum..” Hayatımın anlamısın..
Bendeyse beyaz bir tshirt,saçlarım jöleli ve en önemlisi mutluluktan ağzım kulaklarımda :)) Onun yanında olmaktan,bu muhteşem güzellikle birlikte ilk senemizi doldurmaktan dolayı öyle gururlu, öyle sevinçliyim ki..
Gözlerinin içine bakarak “Seni çok seviyorum meleğim” diyorum..Tüm kalbimle..”Ben de seni erkeğim,iyi ki varsın” diyor dudaklarıma küçük bir öpücük kondurarak..O fotoğrafta hayatımın en güzel yılını geçirmiştim,şimdi biricik eşim başını kucağıma koydu,bakıyorum da; hayatımın en harika on yılını geçirdim.Ve “en değerlim”le birlikte daha onlarca yıl bizi bekliyor,biliyorum..

Gözlerim kapalı..Uyumaktayım..Hafif bir rüzgar üzerimde yorgan olmasına rağmen sırtıma vuruyor..Ürperiorum..Kolumu atıyorum sağıma..Gözlerim birden açılıyor..Yatağın sağ tarafı boş..Birden korkuyla karışık heyecanlanıyorum..Hızlıca doğruluyorum yataktan..Saat sabahın dördü..O an aklıma geliyor olmadığı “en değerlim”in..Sertçe tekrar koyuyorum başımı yastığa..
Bir hafta geçmesine rağmen hala alışamadım onun yokluğuna.Konferans dolayısıyla Hollanda’ya gitti biricik eşim,ardından da çeşitli görüşmeler için bir süre daha oralarda kalacak.Hani dışarıdan bakıldığında “Ya nolcak,gelicek işte sabret biraz,kendi işlerini hallet” gibisinden düşünceler aklına geliyor insanın ama öyle kolay değil işte.Bir hafta-on gün olsa bile kolay değil..En son bu yatağa yalnız yattığımda yine bir iş gezisinden dolayı yoktu “en değerlim” ama bu taa Hayat’ın doğumundan önceydi,yani yaklaşık altı yedi sene önce.Bu kadar zamandır hep onunla birlikte uyudum,onun kokusuyla nefes aldım her gece..Ona sarılarak çıktım eşsiz yolculuklara rüya aleminde..En değerlim’le birlikte..Şimdi o olmadan bu kocaman yatakta,hiçbir şey yapmadan öylece yatıyorum,sırf bedenim istediği için kapatıyorum gözlerimi uykuya..Oysa ruhum her daim uyanık o yokken..
Gerçi daha yatmadan önce konuştum bitanemle..Başım önde,en kalpten bir şekilde “Özledim seni” dedim, o da aynı şekilde “Ben de hayatım..hem de çok” dedi..Bir an önce işlerini bitirip gelecek..Çok uzun zaman sonra az da olsa ayrılık olunca daha başka özlüyor insan canını,herşeyini,meleğini..
Saat dört çeyrek..Bilmiyorum bu saatten sonra uyku tutar mı? Yavaşça kalkıyorum yataktan.Yağmur odamızın pencerelerini dövüyor.Hafifçe aralayıp bakıyorum camdan dışarı.Bütün şehir uykuda..Kimsecikler yok sokakta..Odadan çıkıp koridorda ilerliyorum kızımın odasına doğru.Sessizce açıyorum kapısını..Küçük adımlarla giriyorum içeri uyanmasın diye.Bebeğim mışıl mışıl uyuyor yatağında.Aynı annesi,annesinin güzelliği…Usulca bir öpücük konduruyorum alnına,sonra yine yavaşça çıkıyorum odadan.
Tekrar yatak odasındayım..Usulca bırakıyorum kendimi yatağa..Şu an bedenen yanımda olmasa da “en değerlim” ruhu hemen yanı başımda..Eşi benzeri olmayan kokusu sarıyor bütün bedenimi..Kokusuyla nefes alarak tekrar kapatıyorum gözlerimi.Kapatayım ki günler çabuk geçsin,bir an önce dönsün yanıma..Hayatımın anlamı..En değerlim..Özledim seni..

Yaz mevsiminin üçüncü cuma günündeyiz.Hava muhteşem derecede güzel ve biz “en değerlim”le birlikte iznimize başladık :) Bütün bir yıl boyunca çok yorulduk,bir sürü problemle uğraştık ve güzel bir tatili hak ettik.Öğlen vakitlerinde iş yerimizden ayrılıp Hayat’ı kreşinden almak için yola çıktık.Hafif bir trafik var yolda.Radyoda en sevdiğimiz şarkımız çalıyor:
“Biz gülleri severdik dikenleriyle,
Koklardık kanayana dek ellerimiz,
Gül dikensiz olur mu ah etmezdik,
Bekle.Bekle.Hiç pes eder miyiz? “
Yanımda,dünyalar tatlısı eşim..Trafik yüzünden her durduğumuzda başımı sağıma çeviriyorum ki içime tekrardan ışık doğsun,anında yüzüm gülsün.Mutluluğu yüzünden okunuyor bitanemin.Ailecek birazcık uzun zaman sonra çok güzel bir tatil yapmayı planlıyoruz.Denizin,kumun,güneşin,rahatlığın,mutluluğun,sevginin her damlasını içimize işleyeceğiz.şu on beş günde.Doyasıya tatil yapacağız,doyasıya birlikte geçireceğiz her anımızı.Bir an önce gidelim bu şehirden :) Bunları konuşurken “en değerlim”le kızımız Hayat’ın okuluna geldik.Öğretmeni kapıya çıkarmış güzel kızımı,bizi bekliyorlar.Annesi hemen arabadan inip canımızın parçasını almaya gitti.Her anlarını izliyorum.Şefkatle sarılışlarını,gülüşlerini,el ele tutup arabaya doğru yönelmelerini…Aynı annesinin gülüşü,tatlılığı..Aynı annesinin güzelliği…”Babişkooo” deyip kocaman bir öpücük bırakıyor yanıma.”Güzelim benimm” diyerek saçlarını okşuyorum.Biricik eşime kayıyor gözlerim.Ruhumu delen o muhteşem bakışlarıyla,tüm sevgisiyle bakıyor bana.Eriyorum…
İkisinin de haberi yok nereye gittiğimizden.”Hayatım evin yolu değil bu ama?” diye soruyor bitanem.”Biliyorum aşkım,başka bir yere gidiyoruz zaten”.Arkadan kızım tüm tatlılığıyla bağırıyor:”Babişkooo nereye gidiyoruz?” “Sürpriz güzelim,az kaldı.” diyorum gülümseyerek.Yaklaşık yarım saatten sonra lunaparkın kapısından girerken yanağıma kocamaann bir öpücük daha geliyor arkadan :) “İşte bu,babişko süpersin yaa” Bitanemin de yüzünde gülücükler açıyor.Böyle bir mutluluğu tatmak dünyanın en güzel şeyi.
Biletleri alıp parkta dolaşmaya başladık.Hayat her oyuncağa binmek istiyor bizi de peşinden sürüklüyor.Bir elim bitanemi sımsıkı tutuyor tüm sevgimle,diğer elimle Hayat’ı zapdetmeye çalışıyorum :) …
Yaklaşık üç saat sonra Hayat hemen hemen binebileceği bütün oyuncaklara bindikten sonra artık yürümekte zorlanmaya başladı yorgunluktan.Bu arada onu patlamış mısırlarla,pamuk şekerlerle besledik.Tabi “en değerlim”le biz de nasiplendik. :)
Arabaya bindikten beş dakika sonra Hayat o güzel uykularından birine daldı.Öyle tatlı,öyle güzel bir kız ki..Aynı annesi cidden…Biricik eşime bakıyorum tüm sevgimle.O da bana bakıyor.Muhteşem bir günü geride bırakırken ağzımdan çıkan ilk söz “Seni Seviyorum Herşeyim”…

Soğuk ve kar yağışlı bir Şubat akşamındayız.Pencereden bakıyorum da kar lapa lapa evlerin,arabaların,yolların ve insanların üstüne düşüyor.Kimi bunun keyfini çıkarıyor yanındaki arkadaşıyla,kimiyse bu dertten bir an önce kurtulmak için hızlı adımlarla gideceği yere doğru ilerliyor.
Bense sıcacık evimde,elimde sahlepim; “en değerlim”le ve biricik kızım Hayat’la bu kış akşamının keyfini çıkarıyorum.Tabi bu arada mutfakta da kestanelerimiz haşlanıyor..Önümüzde tv açık,koltuğumuzda rahatça oturuyoruz “en değerlim”le birlikte.Hemen yanıbaşımda..Bana iyice sokulmuş,başını da omzuma koymuş bir şekilde..O güzel,o muhteşem kokusuyla beni sarıyor,bambaşka dünyalara götürüyor.Bu soğuk kış gecesinde asıl olarak şömineyle değil de onun aşkının,sevgisinin sıcaklığıyla ısınıyorum ve aynı zamanda onu ısıtıyorum..Öyle güzel ki..Her an ya,her dakika sevgim,aşkım katlanarak artıyor ona.Her dakika bu “gizli hazinem”in muhteşem yanlarını keşfediyorum.Tarifi mümkün olmayan bir mutluluk bu..Gerçekten..Bunları düşündükçe daha da sımsıkı sarıyorum onu.O ay parçası gözleriyle içimi eritiyor ve “hayatımın erkeği” deyişi yok mu…Bitiyorum..Bir erkeğin duyduğu,hissettiği en güzel duygu bu..Her sabah “bir an önce akşam olsun evime gideyim” deyişimin sebebi bu..Akşama doğru “az kaldı çok az daha sabret sonra en güzel yerdesin” deyişimin sebebi bu..Cidden şu an bunları aktarıyorum ama tarifi imkansız bir duygu,ne kadar söylesem de en güzel kelimeleri kullansam da anlayamayacağınız bir duygu…Çünkü bu “tek ve en değerli hazinem” benim biricik eşim..İyi ki varsın..
Bu arada “Hayat”ımız da hemen önümüzde yerde bebekleriyle oyuna dalmış..Birlikte izliyoruz aşkımızın meyvesini..Aynı annesi,annesinin güzelliği,annesinin tatlılığı ve muhteşemliği..Kafasını kaldırıp bize bakıyor,öyle bir gülümseyişi var ki dünyalara bedel..Çağırıyoruz yanımıza doya doya öpüp sarmak için ,tam da aramıza atlıyor :) Öpüyoruz,gıdıklıyoruz,sımsıkı sarıyoruz “Hayat”ımızı..Bu iki muhteşem varlık benim “en değerlilerim” işte..Ben onlarsız bir hiçim..
Bu arada mutfaktan düdüklü tencerenin çığlıkları geliyor.Demek ki biraz sonra kestanelerimiz önümüzde :) Kalkmaya yelteniyorum,elini omzuma koyup “Sen otur hayatım,çok yoruldun bugün,ben hemencecik halledicem” diyor o muhteşem bakışlarıyla..”Her an yanında olmak istiyosam ?” diyorum gülümseyerek :) “Hadi gel o zaman” diyip kolumdan tutarak götürüyor beni mutfağa..İşte benim kadınım..İyi ki varsın..

Nedenini bilmiyorum ama bu gece uyku tutmuyor maalesef ki.Hafta içinin yoğun temposunun vücuda etkisinden olsa gerek.Saat gece yarısını biraz geçmiş..”En değerlim” hemen yanımda mışıl mışıl uyuyor.O da çok yoruldu bu hafta,güzel bir uyku çekmesi gerekiyor güzel bir hafta sonuna güzel kalkması için.Kalkasım gelmiyor yanından.Bakıyorum,öyle güzel uyuyor ki,bakmaya doyamıyorum,kıyamıyorum.Tüm saflığıyla,tüm güzelliğiyle..Yıllarca uyusun böyle,ben de yıllarca izleyeyim onu içimde duygu patlamaları yaşayarak.Meleğim benim..İyi ki varsın..
Bir de diğer odadaki “hayatım”a bakayım.Usulca açıyorum kapısını.Parmak uçlarımda içeri giriyorum.O da tüm tatlılığı ve masumiyetiyle renkli rüyalar görüyor.Güzel kızım benim..Ay parçası..Aynı annesine çekmiş :tatlılığı,güzelliği,masumiyeti…Usulca okşuyorum o sapsarı,kıvır kıvır saçlarını..Ve bir de öpücük alnına..İyi uykular güzel kızım..
Hafif bir kıpırtı geldi aniden odanın kapısının önünden.”En değerlim” uyanmış ve benim burada olduğumu tahmin edip gelmiş.Allahım bir insan uyku mahmurluğunda bile bu kadar güzel olur mu? “Yaa saçmalama” deyip gülüyor bana.Sımsıkı sarıyorum onu ve birlikte izliyoruz “hayatımız”ı.Sonra o muhteşem kahverengi gözlerine bakıyorum.Baktıkça bakasım geliyor,kendimi alamıyorum..”Niye uyandın sen,hadi devam edelim,gel” diyor,itiraz edemiyorum tabi ki.Usulca kapatıyorum kızımın kapısını ve kendi odamıza doğru yavaş adımlarla ilerliyoruz.İyi ki varsınız..